New Videos from Youtube

CASUS CİNLER... METAFİZİK İSTİHBARAT NASIL OLUYOR?

cinlerle  istihbarat ile ilgili görsel sonucu
İstihbaratın çeşitli yöntemleri vardır: Sinyal istihbarat, klasik istihbarat, narkotik istihbarat, kripto istihbarat gibi…
Cinler önceden melekler aleminden bazı bilgiler çalabilirdi. Işık hızında hareket edip dünya üzerinde her yerden bilgi alabilirler.
Fakat idrakleri insanlar gibi yeterli olmadığı için unuturlar ve bir doğruya yüz yalan katarlar.
KGB öncelikli olmak üzere CIA ve MOSSAD cinleri istihbarat amaçlı kullanıyor. (Türkiye’de de kullanılır.)
Yalçın Koçak (DP eski genel başkanı, Turgut ÖZAL’ın yardımcılarından): “ABD’den bir NASA uzmanı, Sakarya’da tanıdığım cinci hocaya referans olmamı istemişti.
Uzayda arızalanan uyduları cinlere tamir ettirilebilir miyiz diye sormak istiyorlarmış!”
 (Rakipleri ölçmek için bir girişim de olabilir.)


ELEKTRO FREKANS VE DELGADO DENEYİ

lsd istihbarat ile ilgili görsel sonucu

Telegram cihazı, BEYNİ (dolayısıyla beynin kontrol ettiği BEDENİ) bugünkü gibi ilaçsız, bire bir hipnozsuz, elektrotsuz, kablosuz, implantsız, mikroçipsiz “uzaktan” elektromanyetik sinyaller göndererek etkileme fonksiyonuna, bu yolla duygu, düşünce ve davranış manipülasyonu-yönlendirmesi kabiliyetine bir günde erişmedi. Bunun gerisinde uzun yıllar süren ilmî araştırmalar ve tecrübeler-deneyler yatıyordu ki, bu sahanın “Batıdaki” en hamarat ama en uğursuz aktörlerinden bir isim, “zihin kontrolü” literatüründe hep öne çıktı: Amerikan Yale Üniversitesi Tıb Fakültesi Nöropsikiyatri Bölümü Başkanı (İspanyol asıllı) Prof. Dr. Jose Delgado.
8 Ağustos 1915’te doğan ve daha geçen yıl (15 Eylül 2011) ölen Prof. Delgado, “bilim tarihi” kadar “zihin kontrolü” tarihindeki o uğursuz yerini, beynin ilgili merkezlerini elektrikî sinyaller gönderip uyararak ve bu şekilde “kobay” hayvan ve insanlarda duygu, düşünce ve davranış değişimlerine yol açarak kazandı. [1]
Amerikan ordu ve istihbaratı destekli olarak o kadar teferruatlı ve ısrarlı bir araştırma yürüttü ki Delgado, “beynin elektrikî uyarımı” üzerine 500’den fazla makale yazmakla kalmadı, bir de o meş’um “Beynin Fizikî Kontrolü – Psikomedenî Bir Topluma Doğru” kitabını kaleme aldı. [2]
Delgado, Yale Üniversitesi’ndeki araştırmalarına 1946 yılında başlıyor, zihnin elektrikî kontrolü üzerine ilk makalesini 1952 yılında yazıyor, en meşhur tecrübesini-deneyini ise 1964 yılında bir arenada üzerine gelen kızgın boğayı beynine uzaktan kumandayla sinyaller gönderip süt dökmüş bir kediye çevirerek yapıyor.
Neyi nasıl yapacağını bilen –bir meslekdaşının ifâdesiyle- bir “teknoloji büyücüsü”dür Delgado. Amerikan devletinin en cömert destek ve teşvikiyle yürüttüğü araştırmalarında önce kablolar, elektrotlar ve birçoğunu kendisinin icad ettiği muhtelif implantlar kullanır. Derken Telegram teknolojisinin bilgisayarlara uyarlanması gerçekleşir. Daha sonra da bugünkü “mükemmel” hâlini, yâni uzaktan ve hiçbir kablo, elektrot, implant, mikroçip vs kullanılmaksızın doğrudan beyne elektromanyetik sinyaller gönderebilen niteliğini kazanır Telegram cihazı.
Sencer Ekin’in 2004 tarihli “Telegram ve Zihin Kontrolünün Bazı Temelleri” başlıklı makalesi, Prof. Delgado’nun Telegram tarihindeki rolünü olduğu kadar, Telegram teknolojisinin perde gerisindeki “mihrak” ve “mahfil”leri de ziyâdesiyle aydınlatıcı bir kıymet taşıyor bizce. Delgado’nun kitabının tafsilâtlı bir kritiğinin yer aldığı bu makaleyi ilgililerine tavsiye ederek, biz makaleden çarpıcı bir bölümü iktibasla iktifâ edelim:
- “19. yüzyılın başlarında, ölü kurbağaların kaslarının elektrik ile uyarılarak kımıldatılması şeklinde başlayan çalışmaları, “beynin fizikî kontrolü” fikrine zemin teşkil eden ilk deneyler olarak gösterebiliriz. Kâmil mânâda ilk ciddi araştırmaları yapan kişi ise, İspanyol doktor Jose Delgado’dur ve 1969’da yayınlanan “Beynin Fizikî Kontrolü - Psikomedenî Bir Topluma Doğru” isimli kitabı ile, mevzunun mihrak şahsiyeti olarak gösterilebilir. Delgado, kitabının takdiminde, tüm çalışmalarına ilham kaynağı olarak Madrid Tıp Enstitüsü’nden hocası Cajal’ın 30 yıl önce kendisine söylemiş olduğu şu sözleri gösteriyor:
- «Hafızanın, duyguların ve fikirlerin psikokimyevî yapısı hakkındaki bulgular insanoğlunu yaratılmışların efendisi yapacak; ve onun en büyük başarısı kendi beynini fethetmesi olacaktır.»
Delgado, çalışmalarına, Amerika’da bulunan (“global kraliyetçiler”e karşı çıkışlarıyla maruf Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun da bir kürsü sahibi olduğu ve “Kafatası ve Kemik” mason örgütünün karargahı) Yale Üniversitesi’nde devam ediyor. Rockefeller University, Amerikan Deniz Kuvvetleri Araştırma Dairesi, Birleşmiş Milletler Hava Kuvvetleri 6571. Aeromedikal Araştırma Laboratuarı, yine kitabın takdiminde “çalışmalara katkıda bulunanlar” olarak zikredilen, hepsi de “yeni dünya düzenci” masonik oluşumlar.
Delgado’nun kitabının baskısı World Perspective’den. Bu yayınevinin logosu altlı-üstlü iki kavisli ok arasında küçük bir dünya figürü, yâni gözbebeği dünya figürü ile karşılanan bir “göz” şekli. Hani şu Yeni Dünya Düzeni’nin ezoterik-dinî altyapısını oluşturan yahudi-mason sembollerinden “herşeyi gören göz”; Lucifer’in gözü... Burada şu kadarını söyleyelim ki, ilk günden itibaren mevzunun finansörleri Yeni Dünya Düzeni hayâli kuran “global kraliyetçi”lerdir.” [3]
Tam bu noktada, “Salih Mirzabeyoğlu’na niçin Telegram?” sorusu da bir yönüyle cevaba kavuşuyor. Akademya dergisinden Hayreddin Soykan’ın ifâdesiyle:
- “Kuruluş gününden bugüne Türkiye Cumhuriyeti, bilindiği üzere, bağımsız, yâni "kararlarını kendi alan" bir ülke değildir. Halka karşı İslâm düşmanı “emperyalistlerin çıkardıkları çizmeleri”, T.C. vatandaşı işbirlikçi “idareciler” giymiştir yalnızca. Bu bakımdan, bir diğerine nazaran "nitelikleri değişen" Telegramcılar ve destekçilerinin yegâne ORTAK noktası da, "Şeytanî Dünya Düzeni" değerlerine ve bu düzenin ELİT efendilerine "şaşmaz" sadakatleridir. Bu yüzdendir ki, istisnâsız hepsinin baş düşmanı ve baş hedefi, ELİT’in baş düşmanı ve baş hedefiyle aynıdır: "Hâkimiyet Hakkındır" şiarını yükseltip Dünya İslâm Birliği’ni (BOP değil!) kurma ideali ve bu davanın “bir numaralı” idealisti Salih Mirzabeyoğlu! Çünkü Mirzabeyoğlu, emperyalistler ve işbirlikçilerinin koyduğu “normlar”ın dışına çıkıyor ve başka herkesi “torna”larından geçirebildikleri o NORMAL “beyin yıkama” metodlarından zerrece etkilenmiyor. Öyleyse ona daha farklı ve doğrudan bir “cerrahî müdahale” yapılması, hâkimiyetlerine başkaldıran bu “ur”un hiç acımadan “kesilip atılması” gerekiyor. Aynen CIA doktoru Prof. Delgado’nun alenen ifşâ ettiği gibi...
Telegram’ın “babası” Prof. Jose Delgado, “niçin Telegram?” sorusuna cevabı, üstelik Amerikan Kongresi önünde açık açık veriyor. Delgado’nun sayısız İngilizce kaynakta geçen 24 Şubat 1974 tarihli o meşhur sözü:
- «Toplumumuzun siyasî kontrolü için bir psikocerrahî programına ihtiyacımız var. Amaç, zihnin fizikî kontrolüdür. Kendisine sunulan normdan sapan ferd, cerrahî olarak kesilip atılabilir. Ferd, en önemli gerçeğin kendi varoluşu olduğunu düşünebilir, fakat bu yalnızca onun bakış açısıdır. Bu bakışta, tarihî yaklaşım eksiktir. Oysa insanoğlunun kendi zihnini geliştirme hakkı yoktur. Bu tarz liberal bir yaklaşım kulağa hoş geliyor tabiî. Ancak, beyni elektrikî olarak kontrol etmeliyiz. Bir gün ordular ve generaller, beynin elektrikî uyarımıyla kontrol edilecektir.»
Velhâsıl, şu cumhurbaşkanı gitmiş bu cumhurbaşkanı gelmiş, şu başbakan gitmiş bu başbakan gelmiş, şu tetikçi gitmiş bu tetikçi gelmiş, şu genelkurmay başkanı gitmiş bu genelkurmay başkanı gelmiş, şu MİT müsteşarı gitmiş bu MİT müsteşarı gelmiş, şu emniyet müdürü gitmiş bu emniyet müdürü gelmiş, yâni etkili-yetkili makam ve mevkîlere "kimler" gelmiş yahud "kimler" gitmiş, bu yüzden hiç farketmiyor; Mirzabeyoğlu gibi "tam bağımsız" ve "İslâmî Dünya Düzeni" idealine baş koymuş YEGÂNE fikir ve aksiyon adamı, bu sebeble her devrin "baş düşmanı" ve "birinci işkence ve imha hedefi" olarak görülüyor.
Kısacası, Telegram’ı "tek bir kişi" veya "tek bir kesim" yapmıyor. Başa gelen-getirilen ve dünya hâkimi "şeytan"lara sadık cümle işbirlikçilerin eline bu cihaz tutuşturuluyor. İsterse kendi aralarında kanlı bıçaklı olsunlar ve "Şeytan’a en iyi hizmeti ben ederim!” rekabeti içerisinde bulunsunlar.” [4]
Zaten Mirzabeyoğlu da Delgado’ya ve Delgado’nun şefleriyle “buradaki” yerli işbirlikçilerine cevabını bir tokat gibi çarpıyor:
- “Biz, Delgado’nun kobay boğası değil, mânâda Necip Fazıl’ın boğasıyız. Her zaman ve her yerde. Şimdi bulunduğum yer de belli.” [5]

DİPNOTLAR
3) Sencer Ekin, “Telegram ve Zihin Kontrolünün Bazı Temelleri”, Akademya Dergisi, II. Dönem, Sayı 2, Eylül-Aralık 2011.
4) Hayreddin Soykan, “Mirzabeyoğlu’nun Verdiği Metafizik Dünya Savaşı”, Akademya Dergisi, II. Dönem, Sayı 3, Mayıs-Temmuz 2012.
5) Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası B-Yedi”, Bölüm 24, Haftalık Baran Dergisi.

KAYNAK: Gülçin Şenel, “Telegram’ın Babası Prof. Delgado’nun Ardından”, Sayı 289, Baran Dergisi, 26 Temmuz 2012, s. 22.

İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ 4 : ELEKTO FREKANS YÖNTEMİ











Beyne giden acıkma, acı, uyku ve diğer hislere ait sinyaller iptal ettirilebilir. Vücutta iz bırakmayan öldürme veya öldürtme projeleri uygulanabiliyor.
Sinyal göndererek devlet başkanları bile yönlendirilebilir.
19. asır başlarında ölü kurbağaların kaslarının elektrik ile uyarılarak kımıldatılması çalışmaları yapılmıştır.
Prof. Jose Delgado (1915-2011), ABD Yale Nöropsikiyatri Başkanı. “Teknoloji Büyücüsü”.
“Beynin Elektrikle Uyarımı” konusunda beş yüzden fazla makale yazmıştır. 1946’da başlıyor. 1952’de ilk neticeleri alıyor.
1964’te arenada üzerine gelen kızgın boğayı başka hiçbir alet kullanamdan uzaktan kumandayla kediye çeviriyor.
Bedeni ilaçsız, hipnozsuz, elektrotsuz, kablosuz, implantsız, mikroçipsiz “uzaktan” elektromanyetik sinyaller yoluyla etkilemek, duygu, düşünce ve davranışları yönlendirmek.
Delgado’nun 24 Şubat 1974 tarihli meşhur konuşması:
“Toplumumuzun siyasî kontrolü için bir psikocerrahî programına ihtiyacımız var. Amaç, zihnin fizikî kontrolüdür. Kendisine sunulan normdan sapan ferd,
cerrahî olarak kesilip atılabilir. Ferd, en önemli gerçeğin kendi varoluşu olduğunu düşünebilir, fakat bu yalnızca onun bakış açısıdır. Bu bakışta, tarihî yaklaşım eksiktir.
Oysa insanoğlunun kendi zihnini geliştirme hakkı yoktur. Bu tarz liberal bir yaklaşım kulağa hoş geliyor tabiî. Ancak, beyni elektrikî olarak kontrol etmeliyiz.
Bir gün ordular ve generaller, beynin elektrikî uyarımıyla kontrol edilecektir.”

İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ : YÜKSEK TEKNOLOJİ VE ROBOTLAŞTIRMA


lsd istihbarat ile ilgili görsel sonucu


Dünyadaki tüm yüksek teknolojiler önce askeri istihbarat tarafından kullanılır. İnternet, cep telefonu, bilgisayar, uydu, insanlar için değil önce istihbaratçılar için icat edilmiştir.
(Şu an bizim haberimiz olmayan teknolojilerin kimlerin elinde olduğunu ve bunların bizi kandırmak için kullanılabileceğini düşünün!)

İnsana benzeyen robot yapmak zor olduğu için insanların robotlaştırılması tercih ediliyor. Hz. Süleyman peygamberin yaptığı gibi hayvanların beynini kontrol etmek için çalışılıyor.

İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ 2 : ZİHİN KONTROL



lsd istihbarat ile ilgili görsel sonucu


Kişi bir hücrede iki hafta boyunca tam karanlığa veya tam ışığa maruz bırakılır. Beş duyu algısı yok edilir. İlaçların da yardımıyla psikolojik direnç çöküp itaate hazır olur.
Yüzyıllardır yapılagelen bir “eğitim”dir. 6 ay sürer. Canlı bombalar oluşturulur. Toplumun beynini yıkamak için de medya ve gıdalara gizli yerleştirilen bazı katkı maddeleri kullanılır.

Rus Devlet Başkanı Yeltsin‘in beyninin etki altına alındığı ve Japonya ziyaretinde, Çin’le savaş sebebi olabilecek Kutil adalarının Japonya’ya verilmek üzere olduğu tespit edildi.

Aralık 2006, KGB eski Generali Boris Ratnikov: “Yeltsin’in zihnine dışarıdan yükleme yapıldı.”

Ratnikov, Rossiskaya Gazeta’ya yaptığı açıklamalarda, “1980’li yıllarda Sovyetler Birliği’nde 50’den fazla bilinçaltı okuma yöntemleri geliştiren
ve ajanlara eğitim veren araştırma merkezi vardı. Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile birlikte tüm bu çalışmalar da durduruldu.” ifadelerini kullandı.

ABD Büyükelçilerinden Robert Strauss’un da bilinçaltını okuduklarını fakat olayın farkına varan büyükelçinin konutunu bu tür girişimlere karşı korumaya aldığını kaydetti.

İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ 1 : LSD İLE İSTİHBARAT


lsd istihbarat ile ilgili görsel sonucu



LSD, 1943’te Albert HOFMANN buldu. En güçlü halisünasyon ilacıdır. Kendi üzerinde denemiştir.

“19 Nisan 1943 saat 16. 0,25 miligram LSD aldım. 1 saat sonra kaygı ve tedirginlik başladı. Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı. Gülme isteği geldi.
Anlamlı konuşmak için zorlandım. Gerçeği ayırt edememe oluştu, düşüncelerin dalgalanan sudaki yansımalarını izliyorum. Tüm eşyalar hoş olmayan görünümler kazanıyor.
Gözlerimi kapayınca fantastik biçimler görüyorum. Tüm sesler gözüme yansıyıp biçimlere dönüşüyor. 6 saat sonra eski durumuma döndüm.”

1970’te İstanbul’da yakalanan ABD’li ajanların bavullarında 130.000 adet LSD ele geçirildi. ABD’li ajanlar İstanbul’da öğrencilere ve gençlere binlerce bedava LSD dağıttı.

Belli bir dozajda kişi ağır psikolojik travmadan kurtulmak için bir hafta içinde intihar eder. CIA deney amaçlı olarak kendi ajanı Frank Olson’u intihar ettirdi.
ASELSAN mühendislerinin intihar ettirilmesi? Muhsin Yazıcıoğlu suikasti?

CRAC ilacı, beyin öldürücüdür. Kısa süre çok “zeki” hissettirip, sonrasında embesilleşme hissi verir. Kişi yeniden zeki hissetmek istediği için bağımlılık oluşur.

İstihbarat örgütleri CRAC’ı hedef toplumun gıdalarına yerleştiriyor. Zihin açıcı ve enerji verici ilaçların sık kullanımı insan sağlığına zararlıdır.

Subscribe Via Email

Sign up for our newsletter, and well send you news and tutorials on web design, coding, business, and more! You'll also receive these great gifts:

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. METAFİZİK İSTİHBARAT - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger